Angelita Habr-Gama: Zamanı kazanan kadın

🏥 Sağlık 📰 bilim ve gelecek 🕐 3 gün önce
Angelita Habr-Gama: Zamanı kazanan kadın

Prof. Dr. Cem Terzi Bu hafta kolorektal cerrahinin yaşayan efsanelerinden biri olan Angelita Habr-Gama’yı kaybettik. Ölüm haberini gördüğümde aklıma önce makaleleri değil, 2003 yılında New Orleans’da ASCRS toplantısında dinlediğim konuşması geldi. O gün Angelita Habr-Gama, “Non-operative Management in Rectal Cancer” başlıklı sunumunu yaptı. O yıllarda rektum kanserinde ameliyatsız izlem fikri, neredeyse cerrahiye ihanet gibi görülüyordu. Habr-Gama’nın İngilizcesi güçlü değild

Prof. Dr. Cem Terzi Bu hafta kolorektal cerrahinin yaşayan efsanelerinden biri olan Angelita Habr-Gama’yı kaybettik. Ölüm haberini gördüğümde aklıma önce makaleleri değil, 2003 yılında New Orleans’da ASCRS toplantısında dinlediğim konuşması geldi. O gün Angelita Habr-Gama, “Non-operative Management in Rectal Cancer” başlıklı sunumunu yaptı. O yıllarda rektum kanserinde ameliyatsız izlem fikri, neredeyse cerrahiye ihanet gibi görülüyordu. Habr-Gama’nın İngilizcesi güçlü değildi. Belirgin bir Brezilya aksanı vardı. Sesi oldukça cılızdı. Ama son derece zarif, şık ve kendinden emindi. Verileri önüne koyuyor ve bazı hastalarda kemoradyoterapi sonrası tam klinik yanıt elde edildiğinde, ameliyat yapılmadan dikkatli izlem seçeneğinin mümkün olabileceğini anlatıyordu. Konuşma biter bitmez bir başka kadın cerrah, dönemin Mayo Clinic Kolorektal Cerrahi Bölüm Başkanı Heidi Nelson söz aldı. Son derece sert bir üslupla itiraz etti. Mesajı açıktı: “Rektum kanseri ciddi bir iştir. Burası Amerika. Rektum kanserinin tedavisi cerrahidir.” Bu yalnızca bilimsel bir itiraz değildi. Tartışmayı açmak yerine kapatan, otoriteyi öne çıkaran bir ton taşıyordu. Angelita Habr-Gama kürsüden üzgün indi. O gün uzun bir cevap veremedi. Ama bilim bazen kürsüde değil, zamanın içinde konuşur. Angelita Habr-Gama, 2003 yılında uluslararası bir tıp toplantısında yaptığı sunumla, cerrahinin en güçlü dogmalarından birini tartışıyordu. O zamanlar marjinal görülen ve dışlanan bu fikir, bugün modern rektum kanseri tedavisinin seçeneklerinden biri haline geldi. Bu değişim sayesinde binlerce insan büyük ameliyatlardan kurtuldu. Binlerce insanın yaşam kalitesi korundu. Aradan geçen yıllar içinde Habr-Gama’nın gözlemleri doğrulandı. Tam klinik yanıt elde eden seçilmiş hastalarda, ameliyatsız izlem yaklaşımı uluslararası kabul gördü. Kılavuzlar değişti. Uzman görüşleri değişti. Bir zamanlar marjinal görülen fikir, modern rektum kanseri tedavisinin seçeneklerinden biri haline geldi. Bu değişim sayesinde binlerce insan büyük ameliyatlardan kurtuldu. Binlerce insan kalıcı kolostomi taşımak zorunda kalmadı. Binlerce insanın yaşam kalitesi korundu. Aslında Angelita Habr-Gama’nın en büyük başarısı yeni bir yaklaşım geliştirmesi değil, cerrahinin en güçlü dogmalarından birini sorgulayabilmesiydi. Onu düşündüğümde aklımda kalan şey ne ödülleri ne de unvanlarıdır. Güçlü seslerin arasında, neredeyse duyulmayan sesiyle konuşan o zarif kadındır. O gün tartışmayı kaybetmiş gibi görünüyordu. Ama yıllar sonra anlaşıldı ki, tartışmayı değilse bile zamanı kazanmıştı. Hastalar da daha iyi bir yaşamı… Geriye dönüp baktığımda beni en çok rahatsız eden şey yalnızca bilimsel bir fikrin reddedilmesi değil. Bir kadın cerrah, erkek egemen bir alanın içinde yıllarca mücadele ederek geliştirdiği bir fikri anlatıyordu. Karşısında ise yine bir kadın cerrah vardı. O gün, kadınların birbirini anlamasının ya da desteklemesinin otomatik olarak gerçekleşmediğini gördüm. Güç, her zaman cinsiyetten daha belirleyiciydi. Bir başka şey daha vardı. Yalnızca Angelita Habr-Gama’nın değil, Brezilya’nın da yargılandığını hissetmiştim. Sanki konuşan kişi yalnızca bir biliminsanı değildi, periferden merkeze gelen, Güney’den Kuzey’e seslenmeye çalışan bir araştırmacıydı. Karşısında ise yalnızca bir meslektaşı değil, Amerikan bilim camiasının bütün ağırlığı duruyordu. Mesaj açıkça söylenmese de hissediliyordu: “Bilim burada yapılır. Doğruyu biz biliriz.” Belki de bu yüzden itiraz yalnızca verilere yönelik değildi; fikrin geldiği yere de yönelikti. Bugün postkolonyal literatürde sıkça tartışılan bilgi hiyerarşilerini düşündüğümde, o sahne bana daha anlamlı geliyor. Bilginin doğruluğu kadar, onu kimin söylediğinin de önemsendiği bir dünyada yaşıyoruz! Yıllar sonra görüldü ki, hakikat bazen Harvard’dan, Mayo Clinic’ten ya da Memorial Sloan Kettering’den değil; São Paulo’dan da çıkabiliyormuş… İtiraf etmeliyim. O gün rahatsız olmuştum. Söylenenlerin sert ve yersiz olduğunu düşünmüştüm. Salondaki birçok kişi gibi ben de sustum. Belki genç bir akademisyen olarak otoritenin ağırlığını hissediyordum. Hepimiz bilimsel tartışmanın önüne geçen o gücü normal karşılıyorduk. Aslında bu durum benim için daha da karmaşıktı. O toplantıdan yalnızca bir ay önce, bir burs programı kapsamında Mayo Klinik’te bulunmuş, Heidi Nelson’ın yanında gözlemci akademisyen olarak çalışmıştım. Çok iyi bir cerrah olduğuna kuşkum yoktu. Çok iyi bir araştırmacıydı. Son derece disiplinliydi. Kolorektal cerrahiye yaptığı katkılar tartışılmazdı. Ama aynı zamanda Amerikan bilim camiasının kendine özgü özgüvenini, hatta zaman zaman kibre yaklaşan tavrını da hissettiriyordu. O gün salonda konuşan yalnızca Heidi Nelson değildi. Dünyanın en güçlü akademik sistemlerinden birinin otoritesi konuşuyordu. Angelita Habr-Gama ise yalnızca kendi verilerini değil, Brezilya’dan gelen bir bilimsel sesi de temsil ediyordu. Şimdi Heidi Nelson’ın sert sözlerini h

#aşı#kanser#tedavi#cancer#bilim

📌 Kaynak

Bu özet bilim ve gelecek kaynağından otomatik derlenmiştir. Tamamı için orijinal habere gidin.

Orijinal haberi oku →
← Tüm haberlere dön