Garoda Sığır Yetiştiriciliği Sınır Köylülerinin Hayatını Değiştiriyor
Garoda Dağları'nın yeşil yamaçlarında, gün batımının kızıl ışıklarıyla daha da büyüleyici bir manzara oluşurken, ineklerin boynundaki çıngırakların sesi dağları dolduruyor. Çiftçiler, gün boyu dağların doğal otlarıyla beslenen hayvanlarını akşamüstü topluyor ve köye geri getiriyor. Bu manzara, Bangladeş'in Garoda Dağları bölgesinde artık sıradan bir hale gelmiş durumda. Sınır bölgesindeki çiftçiler, dağların doğal kaynaklarını kullanarak yerli sığır yetiştiriciliği ile yeni bir umut kapısı araladılar. Düşük maliyetle yüksek kar elde etmeleri, yaşam standartlarını yükseltiyor ve refahlarını geri getiriyor. Geçtiğimiz Perşembe günü, Jhinaihati ilçesine bağlı Gandigaon köyünden çiftçi Helal Mia ile yapılan görüşmede, 23 yıldır dağlarda sığır yetiştiriciliği yaptığını ve şu anda çiftliğinde 27 sığır, bunlardan 12'si buzağı olmak üzere bulunduğunu belirtti. Helal, "Sabahları hayvanları dağa salıyorum, akşam geri getiriyorum. Sadece tuzlu su veriyorum, başka bir yiyecek yok. Bir buzağı 40 ila 50 bin, büyükbaş hayvanlar ise 70 ila 80 bin rupiye satılıyor. Bu da iyi bir kar sağlıyor." dedi. Helal, sığır yetiştiriciliğinin ailesinin ana gelir kaynağı olduğunu ve bu gelirle evlerini geçindirebildiklerini, çocuklarının eğitim masraflarını karşılayabildiklerini de ekledi. Sadece Helal Mia gibi değil, Şribordi, Jhinaihati ve Nalitabari ilçelerinin sınır bölgelerinde yaklaşık 150 çiftçi de aynı yöntemle yerli sığır yetiştiriciliği yapıyor. Yerel halktan alınan bilgilere göre, Garoda Dağları'nın geniş yamaçlarında yıl boyunca doğal otlar yetişiyor. Bu durum, sığır yemi masraflarını ortadan kaldırarak yerli sığır yetiştiriciliğini daha kolay ve karlı hale getiriyor. Gacni bölgesinden çiftçi Herut Marak, "Tarımın yanı sıra sığır yetiştiriciliği de yapıyorum. Sabahları dağa salıp akşam geri getiriyorum. Masraf az, kar iyi. Ancak zaman zaman vahşi fillerden korkuyoruz, bu yüzden nöbet tutmamız gerekiyor." diye konuştu. Nalitabari'nin Davdara-Katabari köyünden çiftçi Hazrat Ali'nin çiftliğinde 30 sığır bulunuyor. Ali, "Dağ otlarıyla hayvanlar iyi gelişiyor. Yem masrafı yok, hastalık da az oluyor. Piyasada yerli sığır talebi yüksek, bu yüzden kar ediyoruz." dedi. Şribordi'nin Balijuri köyünden çiftçi Rofiqul İslam'ın çiftliğinde ise 35 sığır, bunlardan 18'i gebe olmak üzere bulunuyor. İslam, dağlarda yetişen yerli sığırların etinin lezzetli olması nedeniyle piyasada daha çok talep gördüğünü belirtti. Dağ odaklı yeni ekonomi anlayışına göre, Babalakona, Hariyakona, Kharamura, Balijuri, Gacni, Halchati, Nawkuchi, Rangtia, Shandyakura, Madhutilla, Baromari ve Davdara-Katabari gibi 15'ten fazla köyde, sığır yetiştiriciliği etrafında yeni ekonomik faaliyetler gelişmiş durumda. Çiftçilerin 8 ila 15 sığırı bulunurken, bazılarının çiftliğinde 60 ila 70 sığıra kadar ulaştığı görülüyor. Bu durum, dağlık bölgelerde yeni istihdam olanakları da yaratıyor.
Bangladeş'in Garoda Dağları bölgesindeki sığır yetiştiriciliği, yerel kaynakların etkin kullanımı ve sürdürülebilir kalkınma açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Dağların doğal otlarından faydalanılarak yapılan bu yetiştiricilik modeli, düşük maliyetli ve yüksek karlı olmasıyla çiftçilerin yaşam standartlarını yükseltiyor. Özellikle sınır bölgelerindeki çiftçilerin refaha kavuşması, bu tür projelerin sosyo-ekonomik kalkınmadaki rolünü vurguluyor. Ancak, vahşi fillerin varlığı gibi çevresel risklerin yönetilmesi ve bu durumun çiftçiler üzerindeki potansiyel etkilerinin azaltılması gerekiyor. Ayrıca, bu modelin yaygınlaştırılması ve desteklenmesi, bölgedeki istihdam olanaklarını artırarak yoksullukla mücadeleye katkı sağlayabilir. Bu tür yerel kalkınma modellerinin, hem ekonomik hem de ekolojik dengeyi gözeten bir yaklaşımla desteklenmesi, uzun vadeli başarı için kritik öneme sahiptir.
📌 Kaynak
Bu haber XML kaynağından derlenmiştir. Tamamı için orijinal habere gidin.
Orijinal haberi oku →