İngiltere ve Galler'de Mayıs ve Haziran Sıcak Hava Dalgalarında 2.700'den Fazla Kişi Ölmüş Olabilir
Imperial College London, Met Office ve London School of Hygiene and Tropical Medicine'dan uzmanların tahminlerine göre, İngiltere ve Galler'de Mayıs ve Haziran aylarındaki olağanüstü sıcak hava dalgaları sırasında ısıya bağlı nedenlerle 2.700'den fazla kişi hayatını kaybetmiş olabilir. Bu ölümlerin çoğunun, rekor seviyelere ulaşan Haziran sıcaklıkları sırasında meydana geldiği belirtiliyor.
Haziran ayında, Norfolk'ta ölçülen 37.7 santigrat derece ile 1957'den bu yana en yüksek Haziran sıcaklığı kaydedildi. Bu dönemde İngiltere ve Galler'in bazı bölgeleri için nadir görülen kırmızı renkli ısı uyarısı yayınlanmış ve sağlıklı bireyler için bile ciddi yaşam riski uyarısı yapılmıştı. Çalışma, Mayıs ayındaki sıcaklıklar sırasında yaklaşık 550, Haziran ayındaki sıcaklıklar sırasında ise yaklaşık 2.200 kişinin hayatını kaybettiğini tahmin ediyor.
Uzmanlar, her iki sıcak hava dalgasının da bölge üzerinde sıcak havayı hapseden yüksek basınç alanı olan "ısı kubbesi" (heat dome) nedeniyle oluştuğunu belirtiyor. Araştırmacılar, insan kaynaklı iklim değişikliğinin bu ısı kubbesini daha da kötüleştirdiğini, gezegeni sanayi öncesi döneme göre yaklaşık 1.4 santigrat derece ısıttığını ve kaydedilen maksimum sıcaklıklara 3 ila 4 santigrat derece eklediğini düşünüyor.
İngiltere ve Galler'de yaşanan sıcak hava dalgalarının neden olduğu yüksek ölüm oranları, iklim değişikliğinin acil bir küresel tehdit olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. "Isı kubbesi" gibi meteorolojik olayların iklim değişikliğiyle etkileşiminin, sıcaklıkları rekor seviyelere taşıması ve bunun sonucunda artan ölümler, sadece çevresel bir sorun olmanın ötesinde, halk sağlığı ve acil durum yönetimi açısından da kritik bir uyarı niteliği taşıyor. Mevcut konutların ve altyapıların bu tür aşırı hava koşullarına adaptasyon eksikliği, kırılgan grupların (yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olanlar) riskini artırıyor. Bu veriler, iklim değişikliğiyle mücadele politikalarının hızlandırılması, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve halk sağlığı altyapısının bu tür tehditlere karşı daha dirençli hale getirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Gelecekte, benzer olayların daha sık ve şiddetli yaşanması olasılığına karşı, proaktif adaptasyon stratejileri hayati önem taşımaktadır.
📌 Kaynak
Bu haber XML kaynağından derlenmiştir. Tamamı için orijinal habere gidin.
Orijinal haberi oku →